Son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz bir husus hâline gelen “1 yıldan uzun taahhütler yasal olarak geçersizdir.” iddiasının doğru olup olmadığını bu yazımızda ele aldık.

İnternette taahhütlerinin ancak 1 yıl süreli olabileceği, daha uzun olursa yasal olarak geçersiz olacağı iddiası seneler önce viral oldu ve dilden dile dolaşıyor. Bu iddiayı ilk ortaya atan isimlerin başında yer alan ve bunun yayılmasını sağlayan kişi Aydın Ağaoğlu oldu. Kendisi sorunları hakkında gerçekten önemli çalışmaları olan değerli bir aktivisttir, ülkemizde adına yaptığı katkılar yadsınamaz. Ancak mevzubahis iddianın mevcut yasal düzenlemeler incelendiğinde ne yazık ki kesinliğinin sorgulanabileceğini görüyoruz.

Bu iddia ne kadar geçerli?

Tüketicinin belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan her türlü abonelik sözleşmesini düzenleyen yürürlükteki yönetmelik, 24 Ocak 2015’te Resmî Gazete’de yayımlanan Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği’dir. Bu yönetmeliğin 22. maddesinin birinci fıkrasına bakalım:

Tüketici, belirsiz süreli veya süresi bir yıl ve daha uzun olan belirli süreli abonelik sözleşmesini herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin istediği zaman feshetme hakkına sahiptir.

Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği, 2015: madde 22/1

Bu fıkra uyarınca sözleşmenin kendisi bir yıldan uzun veya belirsiz süreli ise tüketici tarafından istendiği zaman iptal edilebilir. Kalın olarak vurguladığımız nokta önemli, çünkü devamında yönetmeliğin taahhütnameyi bundan ayrı olarak değerlendirmeye çalıştığını görüyoruz. Söz konusu 22. maddenin üçüncü fıkrası şöyle hükmediyor:

Tüketicinin taahhütlü aboneliğini süresinden önce feshetmesi halinde, 16 ncı madde hükmü uygulanır.

Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği, 2015: madde 22/3

Burada bahsedilen 16. maddeye de bir göz atalım:

(1) Taahhütlü aboneliklerde tüketicinin süresinden önce taahhütlü aboneliğini sonlandırması halinde, satıcı veya sağlayıcının talep edeceği bedel, tüketicinin taahhüdüne son verdiği tarihe kadar tüketiciye sağlanan , cihaz veya diğer faydaların bedellerinin tahsil edilmemiş kısmının toplamı ile sınırlı kalmak zorundadır. Ancak, tüketiciden kapsamında tahsil edileceği belirlenen bedellerin henüz tahakkuk etmemiş kısmının toplamının, bu tutardan düşük olması halinde sınır değeri olarak tüketici lehine olan tutarın esas alınması zorunludur.

(2) Taahhütlü aboneliklerde tüketicinin yerleşim yerinin değişmesi ve taahhüt konusu hizmetin tüketiciye yeni yerleşim yerinde aynı nitelikte sunulmasının fiilen imkansız olması durumunda, tüketici birinci fıkrada belirtilen tutarları veya herhangi bir bedeli ödemeksizin taahhütlü aboneliğini feshedebilir.

Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği, 2015: madde 16

Alıntıladığımız hükümlerde doğrudan doğruya için bir kısıtlama yapılmamış. Dolayısıyla sırf bunun üzerinden gidilecek olunursa taahhüdün bir yıldan uzun süreli yapılabileceği ve taahhütnamenin iptali için belirlenen cayma bedellerinin alınabileceği söylenebilir. Zira yönetmelik, taahhütlü abonelikler için istifade edilen bir “faydadan” bahsetmekte ve taahhüdün iptali durumunda alınacak bedel olarak bu faydanın geri ödenmesi gerektiğini ortaya koymakta. Yani kabataslak bahsedecek olursak hizmet sağlayıcı ile tüketici arasında şu hayali diyalog var:

“Sen hizmeti şu kadar süre boyunca alacağına dair güvence ver, ben de karşılığında sana aylık ücrette indirim yapayım. Eğer şu kadar süre boyunca hizmeti almazsan indirim zaten hiç olmamıştır, bu nedenle eksik ödediğin bedeli bana vermelisin.”

süresi” ile “taahhüt süresi” farklı iki husus mu?

Yönetmeliğe “tarihî yorum” ile yaklaşırsak, yani kanun koyucunun “niyetini okumaya” çalışırsak aslında “sözleşme süresi” ile “taahhüt süresini” ayırmaya çalıştığını ifade edebiliriz. Sözleşmenin süresinden bahsettiği maddede taahhüdün, süresinden önce feshedilmesi durumu için özellikle 16. maddeye yönlendirmesinden bunu çıkarsayabiliriz.

Peki Aydın Ağaoğlu neden “1 yıldan uzun süreli taahhüt yasal olarak yapılamaz.” iddiasında bulunmuş olabilir?

Bu noktada yönetmeliğin biraz daha başlarına gidip şu fıkraya bir bakalım:

Satıcı veya sağlayıcı, ikinci fıkrada belirtilen bilgileri içeren taahhütnameyi yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye vermek zorundadır. Bu , abonelik sözleşmesinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Abonelik Sözleşmeleri Yönetmeliği, 2015: madde 15/1

Burada, yönetmeliğin taahhütnameyi ayrılmaz bir parça olarak sözleşmeye bağladığını görüyoruz.

Sözleşmenin bozulması durumunda ödenecek “cezai şart” ile taahhüdün bozulması durumunda ödenecek “fayda bedeli” bu raddede bambaşka iki şey gibi görülebilir. Gelin görün ki Türk Borçlar Kanunu’nda “ceza koşulu” olarak bahsedilen olgunun, “taahhütnamede kararlaştırılan fayda bedelinin taahhüdün bozulması sonucu ödenmesi” olgusu ile örtüştüğünü görüyoruz. Yukarıda paylaştığımız 16. maddenin, bu iki olguyu ayrı kefelere koyduğu düşünülebilir. Fakat söz konusu bu maddenin, taahhüdün bozulması durumunda “sağlanan fayda” dışında bir bedelin alınamayacağını hükmederek yaptığı şey “cezai şart” için bir sınırlama yapmak. Yani nihayetinde bunun bir cezai şart olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Hâl böyle iken, kanun koyucunun niyetinin her ne kadar “sözleşme süresi” ve “taahhüt süresi” olacak şekilde iki farklı hususu ortaya çıkartmak olduğunu varsaysak da yönetmeliğin lafzından, yani içerdiği sözlerden böyle net bir sonuca varmak hayli zor.

Yönetmeliğin mevcut hâlinde bu durum net ifadelere dayanmıyor

Her halükarda ortada bir bulanıklığın olduğunun altını çizmeden edemiyoruz ve Aydın Ağaoğlu’nun nedensizce konuşmadığını görüyoruz. Durumun netleşmesi adına yönetmelikte değişiklik yapılması yadsınamaz bir gereksinim olarak karşımızda. Durumu ya “1 yıldan uzun süreli taahhütname yapılamaz.” şeklinde ya da “Taahhütname, sözleşmenin süresinden bağımsız olarak makul müddetli yapılabilir.” anlamında ilavelerle kesinleştirecek ifadeler gerekiyor.

Sonuç olarak, 1 yıldan uzun süreli taahhütlerin tüketici tarafından bozulması durumunda cayma bedelinin iptali için tüketici hakem heyetine gitme konusunda birçok farklı mecrada yapılan yönlendirmelere mevcut belirsizlik nedeniyle dikkatle yaklaşmak gerektiğini vurgulamamız gerekiyor. Bu konuyla ilgili tüketici lehinde verilmiş örnek tüketici hakem heyeti ve mahkeme kararları olsa bile bunların “içtihat” niteliğinde olmadığının altını çizelim ve sizin başvurunuzda verilecek kararın değişiklik gösterebileceğini belirtelim. Bu konuda tüketici aleyhinde karar çıkma olasılığının olduğunu unutmayın.

282 Görüntülenme